Can Dost

Can dost

Ellerini açtığında, semaya uzandığında tutamayacağın sandığın yıldızlara dokunduğunda

güneşin seni ısıtırken hiç bu kadar mutlu olmadığında

ılık esen rüzgar yüzünde saçlarında dolaşırken yaşadığın huzurda

kör olup göremediğin barışta ,

din, dil, ırk, demeden savaşmayıp paylaştığın yaşamda

bir yudum suda, tek nefeste, bölüştüğün lokmada

seni tanımayan hayatlara ismini yazıp dokunduğunda

tek kelime etmeden gözlerinle konuştuğun

yanında olsun olmasın kalbinin en saklı köşesinde

var olan can dostta saklı yaşam...


yeşim ce...


her şeyin güzel yaratılıp çirkinleştiği dünyada yürüdüğümüz bu kısa hayat çizgisinde iyi ki varsın diyebileceğimiz can dostlar la olmak can dost olmak dileğiyle...

1 Ocak 2015 Perşembe

BİR KADIN BİR ERKEK  VE CİNAYET...

İnsan oğlunun değer yargıları iyi, kötü, ayıp kavramları 
Dünyaya gönderildikleri anda başlamış olmalı ki
Cennet te yaşarken çıplaklık ,ayıp nedir bilmeyen
Adem ile Havva nın ellerinde ki yaprakla örtünme çabasını gösteren 
Resimlerle doludur mitoloji.
O günlerden bu günlere yüzyıllar deviren dünya 
Ahlak, töre, namus, gelenek adı altında kendi ilişki ve menfaatlerine göre
Birtakım değerler belirlemiştir.
Tarih kitaplarına baktığımızda insanoğlunun çoğalması
Toplumsal menfaatlerin oluşması
Yaşam alanlarının belirlenmesi esnasında 
Değerler karmaşası da başlamış, bununla birlikte 
Ortaya çıkan sorunlarıda ya alimler 
Ya da din olgusu ile insanlığa örnek teşkil etmek için
Gönderilmiş peygamberler üstlenmiştir.
Bizim peygamberimiz Hz. Muhammet (sav) ilk söylemlerinden biri
'' Ben size güzel ahlakı öğretmek için gönderildim'' olmuştur.
Ve gelen her peygamber yüzlerce hadis vahiy başlığıyla 
Ahlaki kuralları değerleri anlatmıştır.
Yine bakın tarihe bütün savaşlar kişisel çatışmaların
Ayrışmaların, değer karmaşalarının ve insanlar üzerinde 
Bir tarafın baskın çıkma çabalarının eseridir.
Kendi üstünlüğünü ispatlamak isteyen taraf 
Ya öldürmüş ya işgal etmiş  ya yasaklamıştır.
Cinsiyet ayrışması ve duygular yüzünden de 
Yaşamsal kurallar kadına atfedilmiştir.
Namus adı altında kadına biçilen rollerde 
Erkek özgürlüğü ve üstünlüğü seçtim derken 
Aslında çok büyük bir yükün altına girmiş 
Kadın ise bütün bu durumlara sebeb varlık ilan edilmiştir.
Erkek kontrolsüzce durduramadığı duygularını 
Aslında varolduğu kadını yok ederek ortadan kaldırarak 
Çözeceği düşüncesiyle diri diri toprağa gömme kararı bile almıştır.
Ve o günden bu güne kadın cinayetlerinin sonu gelmemiştir.
Cinsiyet karmaşası ve cinsellik kuralları bu gün ki yaşadığımız 
Bir çok toplumsal sorunun altında yatan asıl sebeplerden biridir.
Aile ve sosyal politikalar adı altında görev yapan bakanlığımızda
Bu konular ile alakalı bir çok çözüm denemeleri yapmış
Ancak bu çözümlerin ters etkilerinin sonuçlarınında hiç iç açıcı olmadığını görmüştür..
Dolmakla yetmeyen yüzlerce kadın sığınma evleri
Ensest yüzünden korunmaya alınmış 
Özel rehabilitasyonda ki sayısız kız çocukları
Çocuklarının ailesinin gözü önünde öldürülen
Yüzlerce KADIN...
Namusu tek kendine alan ve kadına bu kavramı tanımayan
Böylece namus cinayetine kurban gitme şansını ortadan kaldıran ancak
Hapishane köşelerinde hayatı kararan
Yüzlerce ADAM..
Olgular yüzünden asla öncelik içine alınmayan hırslara kurban giden
Annesi ölmüş babası hapiste yüzlerce çocuk ve onlarla başbaşa kalan TOPLUM
Cinsiyet temelli bu sorunun biran önce çözülmesinin tek bir yolu var
O da koşulsuz beşikten başlayan sürekli eğitim ve 
Kanunlarda yapılacak olan çok iyi tasarlanmış yapılandırmalar..
Unutmamalıyız ki
'' Adaletin hakim olduğu yerde silahın yeri yoktur.''



ÜLKEMİZDE SON YEDİ AYDA 97 KADIN ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR.
2002-2009 YILLARIN ARASINDA NAMUS CİNAYETLERİNDE Kİ ARTIŞ %1410 DUR.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder